Yapay zekâ, bir fikirle insanın gerçekten tıklayabileceği bir şey arasındaki mesafeyi kısalttı. Bu, ürün tasarımının nasıl yapıldığına dair gerçek bir değişim. Değiştirmediği şey ise işin zor yarısı: neyin var olmayı hak ettiğine karar vermek ve o kararın arkasında durmak.
Yapay zekâ ürün tasarımcılarının yerini alacak mı?
Hayır — ama pek çok tasarımcının sessizce dayandığı bir iş tanımının yerini alacak.
Değerin çıktı üretmekse — ekranlar, dokümanlar, kırmızı çizgiler, aynı akışın başka bir paydaş için dördüncü varyasyonu — o değer hızla düşüyor, çünkü bu sistemlerin iyi olduğu şey tam olarak çıktı üretmek. Değerin ürünün ne yapması gerektiğine ve nedenine karar vermek ve bunu bir odada savunmaksa, ona hiçbir şey olmadı. Rahatsız edici kısım şu: pek çok rol ikisinin karışımıydı ve karışım kimse duyurmadan insanların ayağının altından kaydı.
Yapay zekâ gerçekte neyi hızlandırdı?
Üç şeyi; üçü de düşünme değil, üretim.
- Sentez. Görüşme notları, destek kayıtları ve analitik hızla bir ilk taslak yapıya dönüşüyor — hâlâ itiraz ettiğim ama artık elle kurmadığım bir yapı.
- Keşif. Tek bir yönü cilalayıp savunmak yerine, ekibin önüne birbirinden gerçekten farklı üç yapı koyabiliyorum; ikna etme işini karşılaştırmanın kendisi yapıyor.
- Çalışan prototipler. Statik ekranla tıklanabilir ürün arasındaki mesafe, test edilebilir davranışın geliştirme başladıktan sonra değil önce ortaya çıkmasına yetecek kadar daraldı.
Bunların hiçbiri küçük bir değişim değil. Bir yönü savunmak yerine test edebilmek, tasarımın savunuculuk mu yoksa kanıt mı olduğunu belirleyen fark.
Ne hızlanmadı?
Muhakeme — ve azalmak yerine daha da görünür hale geldi.
Bir öğleden sonrada bir ekranın beş versiyonunu üretebiliyorsan, darboğaz hangisinin doğru olduğunu bilmeye kayıyor; o cevap da modelin sahip olmadığı bağlamdan geliyor. Geçen çeyrek kaybettiğin müşteri. Kimsenin yazmadığı eski sistem kısıtı. Bir özelliğin var olmasının ticari sebebi. Bir toplantıda bir kez söylenip ürünün ne için olduğunu değiştiren cümle.
Bir model sana yüz seçenek verebilir. Hangisini altı ay sonra hâlâ savunmaya razı olacağını söyleyemez.
Yayına çıkandan kim sorumlu?
Eskisiyle aynı kişi — ve ekiplerin ilk yanıldığı yer burası.
Sürecin daha fazlasını kendin taşımak — strateji, yapı, arayüz, hareket, çalışan bir ön yüz — hatanın da daha fazlasını sahiplenmek demek. Prototip insanların kafasını karıştıran bir davranışla çıktıysa, "onu model yazdı" kimsenin kabul ettiği bir açıklama değil; olmamalı da. Hız sorumluluğu dağıtmıyor, yoğunlaştırıyor, çünkü kararla kullanıcı arasında daha az insan kalıyor.
Bir ekip bununla nasıl çalışmalı?
Kullanıcılarınla hiç tanışmamış, hızlı, yorulmayan, zaman zaman fazla özgüvenli bir çalışma arkadaşı gibi davran.
- Hacmi ona ver — sıkıcı, tekrarlı, çok sayıda olan ve zaten hiçbir zaman zanaat olmayan iş.
- Geri getirdiği her şeyi, yeni başlamış bir tasarımcı yapmış gibi gözden geçir; sahip olduğu bağlam aşağı yukarı o seviyede.
- Kararları, ödünleşmeleri ve sorumluluğu masanın insan tarafında tut.
- Özgüvenli yanlışlığa dikkat et. Üretilen iş tam da en zayıf olduğu yerde en ikna edici oluyor — gerçek alan kurallarına sahip bir akış makul ama yanlış dönüyor ki bu, bariz şekilde bozuk dönmekten daha tehlikeli.
Yeni başlayan tasarımcılar için bu ne anlama geliyor?
Merdivenin şekli değişti demek, ve aksini iddia etmek kimseye iyilik olmaz. Junior'ların tecrübe kazandığı üretim işi, en çok ucuzlayan iş oldu. Telafi eden avantaj şu: yeni başlayan bir tasarımcı artık bir fikri tek başına çok daha ileri taşıyabiliyor — savunmaya değer bir görüşü olacak kadar ileri; ki bu eskiden yıllarca erişim gerektiriyordu.
Bilerek geliştirilmesi gereken beceri, yukarıdaki ölçütün kendisi: çıktının ne zaman yanlış olduğunu anlayabilmek. Bu da işi yaparak geliniyor, modelin yapmasını izleyerek değil.
Kısa hali
Hacmi yapay zekâ taşıyor. Yönü ben taşıyorum. O taslak çıkarıyor, ben karar veriyorum. O varyasyon üretiyor, ben varyasyonların ölçüleceği kriteri koyuyorum. Bu ilişki tersine döndüğü anda — çıktının yönü belirlemeye başladığı anda — iş, istatistiksel olarak sıradan olana doğru kayıyor.
Böyle kullanıldığında zanaatı düzleştirmiyor. İşin en baştan zaten zanaat olmayan kısmını ortadan kaldırıyor.